Dünya Kupası / Tanrı’nın El’i

Dünya Kupası / Tanrı’nın El’i
13 Temmuz 2018 tarihinde eklendi, 42 kez okundu.

Futbolun en prestijli organizasyonu ve en büyük turnuvası olarak kabul edilen Dünya kupası, futbolu yakından takip edenlerin de bildiği gibi dört sene de bir gerçekleştiriliyor. Bu organizasyon ilk kez 1930 yılında Dünya Kupası’nın fikir babası ve kurucusu olan Fransız spor adamı Jules Rimet adıyla Uruguay’da gerçekleşmiştir. 1970 yılına kadar da yine onun adını taşıyarak devam etmiştir.

Dünya’nın bu organizasyona katılan veya katılamayan çok önemli bir kısmının kültürel anlamda renk kattığı bu turnuva, futbolun maalesef gittikçe daha da silikleşen birleştirici yönünün de ortaya çıkması için en büyük fırsat denilebilir. Başka bir nedenle bir araya gelmeleri belki hiç mümkün olmayacak coğrafi anlamda çok uzak ülkelerde yaşayan insanlar, Dünya Kupası sayesinde birbirlerini yakından tanıma şansına ermiş oluyorlar. Bu sene yani 2018’de Rusya’da düzenlenen Dünya Kupasını en çok müzesi götüren ülke, kupayı 5 defa kazanan Brezilya’ dır. Bir önceki turnuva da ev sahibi olan Brezilya’ da yaşayan bütün herkesin en çok korktuğu sonuç belki Arjantin milli takımına elenmekti ama final maçında Almanya karşısında 7-1 gibi biri skorla hezimete uğramaları o çok korktukları ihtimali bile aratmış oldu.

Dünya kupasını düzenleyen ülkeye ekonomik anlamda da büyük bir katkı sağlayan bu organizasyon şu an 32 ülke takımının katılımıyla oynanmaktadır. 2026 yılında katılım sayısını 48 olarak gerçekleştirmek için FİFA şimdiden çalışmalarda bulunduğunu resmi olarak da ifade etti.

Dünya kupası tarihin de birçok ilginç olaya da sahne olmuştur. Örneğin ; Hindistan’ın 1930 yılında  turnuvaya çıplak ayakla katılma isteğini FİFA reddetmişti. Aynı yıl Türkiye Milli Takımı maddi yetersizlikten dolayı turnuvaya gidemedi. Bu önemli organizasyona iki defa katılan ülkemiz, 2002’de ev sahibi Güney Kore ve Japon taraftarların da destek verdiği turnuvada Dünya üçüncüsü olarak tarihinde ki en büyük başarısını elde etmiş oldu. Bir diğer en akılda kalıcı olaylardan biri de Arjantin’in efsane futbolcusu Maradona’nın 1986 Dünya Kupasında İngiltere’nin elenmesine neden olan eliyle attığı goldü. Maç sonrası Maradonaya o pozisyon sorulduğunda “O gol biraz benim kafam ama daha çok Tanrı’nın El’i” demişti. Zamanın imkanları göz önünde bulundurulduğunda Maradona’nın metaforik göndermesinin karşılığını, yani Tanrı’nın El’i ni  35 ekran, siyah beyaz, ve çözünürlüğü oldukça düşük televizyonlarda görememiştik. Son Dünya Kupasında pratiğe dökülen video hakem uygulaması biraz orta hakemlerin forsunu azaltsa da Tanrı’nın Eli’ne mahal verecek pozisyonları her açıdan yakalayabildi.

Televizyon demişken, ilk defa televizyonlarda canlı yayınlanan Dünya Kupası 1954 yılında İsviçre’de oynanmıştır. Bugün neredeyse bir milyar kişiye yaklaşan izleyici sayısıyla  Dünya Kupası organizasyonu devam ettikçe, futbol sevgisi hiç bitmeyecek gibi görünüyor.

4 kilo 750 gram ağırlığında, 18 ayar altından yapılan fakat manevi anlamda paha biçilemez olan Dünya kupasının sahibi 15 Temmuz akşamı yeni sahibini bulacak.

Dünya kupası final karşılaşmasında simgesi Horoz olan Fransa, Rusya’nın çöplüğünde ötebilecek mi? Yoksa 5 milyona yakın nüfusuyla en büyük favorileri gölgede bırakarak adını finale yazdıran ve damalılar diye anılan Hırvatlar mı kazanacak?. Kupayı hangi ülkenin kaptanı göğe doğru kaldıracak bunu hep beraber izleyeceğiz.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git